Sayı 1
01.04.2003

*

Röportaj - Ayşenur YAZICI

MERAL
 

Haberci olmaya nasıl karar verdiniz?

Haberci olmaya kendim karar vermedim. ATV açıldığında eğitimim "kozmetoloji ve sahne sinema sanatları" üzerine olduğundan bir program yapma önerisiyle gittim.Ama 1982’den beri TRT’de çalışmış ve TRT eğitimli biri olduğum için bana haber merkezinde çalışmamı teklif ettiler ben de kabul ettim..İyi ettim:))

Spiker olmak isteyenlere neler önerebilirsiniz?

Evlenmeyi akıllarından çıkarsınlar bu biiir...Çünkü habercinin gecesi gündüzü yoktur ve sabah 04’te "savaş başladı gel çabuk" diye bir telefonla kalkıp 30 dakikada yayına hazırlanıp tüm savaş öncesi gelişmeleri ezbere
bilerek ekrana çıkmak yorucu iş...
Kaç erkek karısını 365 günde 100 gün yanında görerek yaşamayı kabul eder düşünsünler:) Önerilerimden biri de iyice haber arkasını öğrenmeden ekran önüne kendilerini atmak için heveslenmesinler. Türkiye ve dünyanın yakın siyasi tarihini küçük CD’lere kaydedip beyinlerine monte etmeden, istediğinde hatırlayacağına emin olmadan kendilerini süs bebeği gibi oraya münasip görmesinler. Sonra,Türk Dil Kurumu’nun sitesine girip sık sık dillerine ait bilgilerini kontrol etsinler. Doğru konuşan ve yazanları dinleyip okusunlar. Bir başka önerim de duygularına gem vurmayı öğrenmeleri...Zira her Allah’ın günü sadece ölen, patlayan, idam edilen, sürünen, acı çeken, öksüz kalan ve çaresiz olan insanların haberlerini okurken ister istemez ruhları törpülenir.Sinir sistemi çok etkileniyor.

Sizce haberciliğin en iyi ve en kötü yanı nedir?

İyi yanı sürekli değişken bir ortamda yeni olay ve heyecanları takip edip düzenleyip iletiyorsunuz.Bunun güzel bir hazzı var. Kötü yanı özel hayatınız diye bir hayat kalmıyor.Haber için amade,habere kurban yaşamak zorundasınız.Öyle zannedilen gibi atlar,yatlar,katlar alacak kadar maaşı da yok!!

Haber spikerliği özel yaşamınızı nasıl etkiledi?

Tanınmış olmak güzel bir duygu. Banka kuyruğunda, arkanızdan size "ben bu sesi tanıyorum" diye seslenip yüzünüzü çevirtenler de oluyor, Migros’ta alış veriş ederken sanki kanalın Genel Müdürü benmişim gibi sitem ve dilek yağdıran da... Cumartesileri evinizde kimseyi ağırlayamazsınız,siz de bir arkadaş topluluğuyla gece bir program yapamazsınız... Bayram, yılbaşı diye özel gün yoktur. Herkes eğlenir siz çalışırsınız... Hastane personelinden farkınız yoktur..Her an amade  olmalısınız. Eşinizle tatile çıkamazsınız.Verilen izin günleri tutmaz vs vs...

Verdiğiniz emeğin karşılığını aldınız mı? Olmak istediğiniz yerde misiniz?

İnsan olarak olmak istediğim yere yakınım. Hırsım hiç olmadı. Bana Türkçeyi en iyi ve doğru konuşan ödülünü vermeseler bile "en iyi" olduğumu biliyordum. Çünkü hiçbir spikerin benim kadar okuduğuna dikket edip diline saygı göstermeye çalıştığını sanmıyorum.Ben iyi bir yazar ve romancıyım da... Türkiye’deki sayılı kadın şairlerdenim..Daha ne isterim ki:)) Bir de evim olsaydı:))

Mayıs ayında "Türkçe'yi en iyi kullanan spiker" seçildiniz. Nasıl bir duyguydu böyle bir ödülü almak?

Koltuklarım kabardı. Ama bir de şöyle düşünün: Ne ayıp aslında!!! Fransız olsaydım ve en iyi Türkçe konuşan seçilseydim bu enteresan olabilirdi! Düşünün,Türkçe ne denli harap edilerek ve dejenere olarak ekranlarda harcanıyor ve sahiplenilmiyor ki, Türkçe konuşulan bir memlekette, üstelik zaten işi “MESLEĞİ” iyi konuşarak iletmek olanlar arasında böyle bir özellik vurgulanıp ödüllendiriliyor..

Çok renkli ve özenle hazırlanmış bir siteniz de var... Ne kadar zamanınızı alıyor bu site?

Siteyi bir okurum gönüllü hazırlamak istedi... Ben de ona fotoğraflar ilettim, yazılar yolladım ve o oluşturdu. Kamil Beyhan Güleç çok titiz bir dost. Bana gelen iletileri 3 günde bir girip yanıtlıyorum. Fazla zamanımı almıyor ama Kamil bey çok emek verdi Allah için...Haftada bir güncellenip yeni yazılar koyuluyor.Sitede "dileyin gerçek olsun" başlıklı bir bölüm yer alıyor. Bu bölümde  ne olduğunu ben söylemeyeceğim. Merak edenler  www.aysenuryazici.sitemynet.com 'dan bakabilirler.

Hep böyle pozitif olmayı nasıl başarıyorsunuz?

Bana çok acı çektirenlerin de var olmasının nedenini kendi kendime sorarken bunun bir tesadüf olmadığına, onların beni olgunlaştırmak için hayatıma girdiklerine karar verdim. Aldığım dersleri doğru yerlerde kullanmayı başarırsam az acıyacağını düşündüm ve öyle oldu:))

Reiki'yi harekete geçirmek ve kullanmayı öğrenmek için neler yaptınız?

Reiki’ye başlayalı iki yıl oldu. Bir reiki masterden ders aldım ve iyi bir öğrenciyim bol bol alıştırma yaptım. Böylece her gün daha da güçlendim. reikiturk.com  adresinden tüm bölge masterlarına ulaşabilirsiniz..

2. Sayfa >

 

Counter